MAURİTİUS GEZİ REHBERİ

Kış mevsiminin ortasında, yemyeşil bir adada, güneşlenmek ve bol bol dinlenmek istiyorsanız, Mauritius aradığınız yer olabilir! Balayı, bebek tatili (babymoon) ya da basitçe “biraz dinlenmeye ihtiyacım var” tatili için harika bir seçenek.

MAURITIUS’A NE ZAMAN GİDİLİR?
Mauritius’ta iki mevsim var, sıcak ve yağışlı geçen Kasım ve Nisan ayları arası, kuru ve nispeten daha soğuk geçen Mayıs ve Ekim ayları arası. Biz sıcak döneme gelen Şubat ayında gittik ve 8 gün içinde yalnızca bir gün yağışlı geçti. Yağışlar da bir iki saat yağıp açan cinsten tropikal yağışlar. Soğuk dönemde ise sıcaklık ortalama 23 derece civarında seyrediyormuş. Bu nedenle sıcaktan çok hoşlanmıyorsanız, bu dönem de uygun olabilir.

MAURITIUS’A NASIL GİDİLİR?
Mauritius’a Dubai aktarmalı olarak Avrupa ve Türkiye’den gidebileceğiniz gibi, İstanbul, Londra, Paris gibi büyük havalimanlarından direkt uçuşla da gidebilirsiniz. Biz Londra’dan yaklaşık 12 saatlik bir uçuşla Air Maurutius kullanarak gittik. THY ayarında bir havayoluydu, tavsiye ederim.

MAURITIUS’TA NEREDE KALINIR?
Mauritus bir ucundan bir ucuna arabayla 2 saatte gidebileceğiniz bir ada ülkesi. Bu nedenle adanın kuzeyinde bile kalsanız, güneydeki turistik aktivitelere araba ile gün içinde gidip gelebilirsiniz. Yaptığım araştırmalara göre, en pahalı bölgesi, Le Morne diye geçen güney batıdaki bölge. Burada gerçekten çok güzel oteller var ve dramatik dağ manzarası gerçekten çok güzel gözüküyor. Yine Batı bölgesindeki Flic and Flac plajı ve çevresi de oldukça popüler ve günbatımı ile meşhur bölgelerden biri.

Biz kuzeyde Grand Gaube diye geçen bölgede konakladık. Buradaki oteller fiyat performans anlamında bizim için yeterliydi. Doğu bölgesinde de uzun plajlar ve çok güzel oteller var fakat rüzgarlı olduğu için biz tercih etmedik. Yelkenli gibi rüzgar sporlarını seviyorsanız düşünebilirsiniz.

Biz Zilwa Attitude adlı otelde konakladık. Burası tam bir aile oteli ve özellikle küçük çocuklu aileler için çok uygun. Buna rağmen plajda ya da havuzda bir gürültü ya da kaosla karşılaşmıyorsunuz. Yine de Paskalya, ara tatil, Noel, 14 Şubat gibi tatil dönemlerine denk gelmezseniz çok çok daha sakin bir tatil geçirebilirsiniz. Birden fazla plajı ve havuzu var. Bu nedenle plajda sakince kitabınızı okuyup dinlenebilir, şezlongunuza yiyecek içecek sipariş edebilirsiniz.

Otel ve genel Mauritius ile ilgili tek soru işaretimiz, derinleşmeyen deniz seviyesiydi. Daha derin bir denizde yüzmek için katamaran turu yapabilir ya da Pereybere Public Beach gibi halk plajlarına bir göz atabilirsiniz.

Eğer yetişkin oteli arıyorsanız, aynı otel zincirinin Lagoon Attitude isimli oteline bir bakabilirsiniz. Biz kalmadığımız için yorum yapamıyorum.

MAURITIUS’TA ARABA KİRALAMAK GEREKİR Mİ?
Biz çok gezme odaklı olmasak da, kendimize biraz özgürlük tanımak açısından araba kiralamayı tercih ettik. Tek uyarmam gerek şey, direksiyonun İngiltere’deki gibi sağda olması. Fakat yollar gayet güzel, sürücüler gayet saygılıydı. Bu nedenle Güneydoğu Asya ülkeleri gibi kaos bir trafik beklemeyin, yolları da Türkiye’den daha bakımlıydı.

Biz Mauriconnect isimli firmadan aracımızı kiraladık. Havalimanından alıp bırakma servisi vardı ve oldukça memnun kaldık.

MAURITIUS UCUZ MU?
Mauritius ucuz bir ülke değil. Fiyatlar Avrupa’dakine benzer. Servis kalitesi ve yemek içmek anlamında Türkiye’deki otelleri anımsattı. Bu nedenle Avrupa’dan ya da Türkiye’den kalite olarak daha iyi fakat benzer fiyatlara bir otel tatili yapılabilir diye düşünüyorum.

MAURUTIUS’TA NE YAPILIR?
Biz Mauritius’a Şubat ayının ikinci haftası, Londra’nın yağmuru ve bitmeyen kışından kaçmak, anne baba olmadan önce son kez baş başa tatil yapmak için gittik. Bu nedenle, seçtiğimiz aktiviteler de 4 aylık bir hamilenin kolaylıkla yapacağı şeyler oldu.

Mauritius, yemyeşil bir ada ve bolca trekking rotası sunuyor. Eğer sağlıkla ilgili bir endişeniz yoksa, bunları da araştırmanızı öneririm. Şimdi sıra bizim yaptıklarımızda.

1. Chamarel Seven Colored Earth Geopark
Burası oldukça geniş bir park, aracınızla girebiliyorsunuz. Giriş ücreti £12 civarındaydı. Buranın içinde Chamarel Şelalesi (Chamarel Waterfall) ve Seven Colored Earth dedikleri çok renkli bir jeolojik oluşumu görebilirsiniz. Ayrıca dev kaplumbağalar da işte burada!

2.Black River Gorges National Park & Alexandra Falls
Black River Gorges National Park, yemyeşil, içinde yürüyüş rotaları da olan bir milli park. Biz sadece hafif girip içerideki Alexandra Şelalesi’ni gördük ve yolumuza devam ettik. Bu kısa alanda bile harika bitki ve ağaçlar arasında gezmek çok keyifliydi.

3.Grand Bassin
Maurutius, aslında zamanında ıssız bir adaymış ve önce 10. yüzyılda Araplar keşfetse de iklim koşulları ve hastalıklar sebebiyle kalmayı tercih etmemişler. Sonrasında ilk başarılı kolonizasyonu 17. yüzyılda Hollandalılar, ardından Fransız ve son olarak 19.yüzyılda İngilizler gerçekleştirmiş. Fransızlar Afrika’dan, İngilizler ise kendi sömürgesi olan Hindistan’dan yarım milyona yakın insanı, buradaki şeker kamışı tarlalarından çalışmak üzere getirmiş ve böylece adanın nüfusunun büyük bir kısmı Hindu inancına sahip Hindistan kökenlilerden, bir kısmı da Afrika kökenli insanlardan oluşuyor.

Grand Bassin de, onların kutsal saydığı bir göl. 14-15 Şubat civarında, bu göle yürüyerek Tanrı heykellerini getirip hacı oluyorlar. Biz de bu döneme denk geldiğimiz için, oldukça renkli görüntülerle karşılaştık. Kutlamalar neredeyse bir hafta öncesinden başlıyor.

4.Bois Cheri Tea Factory
Burası hala işleyen bir çay fabrikası ve bu markanın çaylarını marketlerde de bulabilirseniz. Ancak buraya kadar geldiyseniz, fabrika turu da yapabilirsiniz ve harika restoranında yemek yiyip, çay tadımı yapabilirsiniz.
Ben normalde mesleğimin verdiği alışkanlıkla fabrika gezmeye bayılırım fakat hamilelikte sıcak ve gürültüden küçük bir fenalık geçirdim ve turu kısa kestik 😊
Arabayla fabrika kısmından restorant kısmına geçip ve çay tarlalarıyla çevrili harika bir göl manzarası eşliğinde çay tadımı yapabilirsiniz. Ya da hemen yanındaki restoranda bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

5.Sir Seewoosagur Ramgoolam Botanical Garden
Burası bildiğiniz bir botanik park fakat oldukça büyük ve tarçın, kakao, karanfil gibi değişik bitkiler ve ağaçlar var. Biz bir rehber eşliğinde gezdik, ağaçları tanımak açısından güzeldi ama bence çok da başarılı bir rehber olmadığı için şart değil diye düşünüyorum.

6.Château de Labourdonnais
Burası, filmlerden belki hatırlayabileceğiniz cinsten, İngiliz zengin kolonicilerden birine ait bir mansiyon. Harika bir bahçesi var, evin içerisini de müze yapmışlar. Ben kendimi bir film setinde hissettim, bu nedenle sevdim. Kafesinde rom, reçel veya meyvesuyu tadımı yapabilirsiniz, hediyelik eşyalar alabilirsiniz.

7.Kırmızı Çatılı Kilise – Cap Malheureux
Buranın tam adı Notre-Dame Auxiliatrice de Cap Malheureux, yani Notre Dame kilisesi. Fransız sömürge döneminden kalmış, yazlık küçük bir kilise diyebilirim. Bizim otelimize çok yakın olduğu için gelmesi oldukça kolaydı. Yakınlardaysanız tavsiye ederim. Önündeki Cap Malheureux yani kötü şans burnundan da manzara güzeldi.

8.Grand Baie
Grand Baie ya da Grand Bay, buranın Çeşme Marinasi diyebilirim. Birçok butik ve alışveriş yapacağınız dükkan var. Oldukça büyük bir marina ve etrafında restoran ve kafeler var. Gece hayatı da en çok buradaymış ama biz akşamları otelden çıkmadığımız için akşamını deneyimlemedik ama sahilde ağaçların altında tatlı bir kafede dondurma yedik ve dükkanları gezdik.

9.Katamaran ile Kuzey Adaları Turu
Grand Baie’den kalkan katamaranlarla, ya da isterseniz daha küçük hız tekneleriyle, kuzeydeki Gunner’s Quoin, Flat Island ve Gabriel Island’ı içeren turlara katılabilirsiniz. Bu turlar sabah 8 gibi başlayıp akşam 4 gibi bitiyor, yani bütün gününüzü ayırmanız gerekiyor. Biz Get Your Guide’dan bir tura katıldık. Kaldığınız otel de bu tip rezervasyon hizmeti sağlayacaktır.
Özellikle snorkel için durduğumuz, Akvaryum Koyu dedikleri yer gerçekten harikaydı. Renkli renkli balıklara, mercanlara, yer altındaki bambaşka dünyaya hayran kaldım. Tekne turlarında snorkel ağırlıklı olanı seçerseniz çok daha memnun olursunuz.

10.Bonus : Mauritius’ta Pas Geçtiklerimiz
Maritus’ta hem Kuzey’den hem de Güney’deki Le Morne’den kalkan deniz uçakları var. Yalnızca 2 kişilik, pilot ve yolcu şeklinde adaya tepeden bakıyorsunuz. Maurutius’un meşhur yeraltı şelalesi denen bir doğa olayı var fakat maalesef genelde Instagram’da ekstra filtrelerle abartılmış olsa da yorumlarda gerçekte öyle gözükmediğini okuyacaksınız. Eminim havadan bir ada turu yapmak güzeldir fakat fiyatına değer mi değmez mi diye siz karar verin. Biz pas geçtik.
İkinci pas geçtiğimiz yer ise, adanın başkenti Port Louis. Biz sadece arabayla şöyle bir geçiverdik ve yetti. Adanın en geri kalmış, gecekondu yeri burasıydı. Zaman ayırmadığımız için memnunuz.
Son olarak, yunuslarla yüzme turları var, özellikle adanın batısında yapılıyor. Bence güzel bir etkinlik olabilir, özellikle çocukların çok hoşuna gidebilir. Eğer vaktiniz varsa buna da bir göz atabilirsiniz.

Mauritius’a dağlarıyla, yemyeşil bitki örtüsü, harika plajlarıyla, tertemiz okyanusu ve güler yüzlü hizmetiyle oldukça güzel bir tatil destinasyonu. Özellikle kışın ortasında dinlenmek, hem Afrika hem Hindistan kültürünü yüksek standartlarda ve güvenli bir biçimde deneyimlemek isteyenler için alternatif bir rota sunuyor. Gitmeden önce Youtube’daki şu iki videoyu izlemiştim, sizlere de fikir vereceğini düşünüyorum.

Leave a comment